|
|
Show
Kuyumcudan milyonlar vererek ortasında değerli bir taş bulunan bir yüzük aldınız. Hem gösterişli, hem şık. Bir dosunuzda kalkıp" değerli taşların psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklara iyi geldiğini" söyledi. "hadi canım sende" demeyin. Yüzyıllardır bilinen bir gerçek bu.
Uzmanlar bunların batıl inanç değil, taşların içindeki gizli enerjiye bağlır bir gerçek olduğunu belirtiyorlar... Yılların taşbilimcisi Sedat Kandemir de Türkiye'nin dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan birçok değerli ve yarı değerli taş açısından büyük bir kaynak olduğunu söylüyor. "Avrupa'da bu işin borsası var. Milyarlar kazanıyorlar. Üstelik kaynakları Türkiye" diye konuşuyor.. Bir başka deyişle Türkiye'nin "ekmeğini taştan çıkarabileceğini" belirtiyor.
"Alaylı" taşbilimci Sedat Kandemir, 43 yıldır Türkiye'yi dolaşıp her bölgesinden, ilçesinden, köyünden bir parça koparıp işliyor. Bugün 64 yaşında. Her gün Göztepedki evinden Kadıköy'e yürüyor. İhtiyar delikanlı, bu zindeliğinide taşlara bağlıyor... Aslen mermerci. Doğada bir benzeri, ikinci bir örneği olmayan "koleksiyon taşçılığı" üzerinde de en yetkili isimlerden Sedat Kandemir. Koleksiyon taşı topluyor, sonra hiç küçümsenmeyecek paralara meraklılarına satıyor. Alıcısı çokmu? işte burada biraz şikayetçi
"Allah, Türkiye'ye değerli taş ve fosil konusunda ayrıcalık tanımış. İnanılmaz zengin yataklarımız var. Örneğin Kromun kristalize olmuş şekli "kemereyit" yalnız Türkiye'de, Erzincan dağlarında bulunur. Bütün Avrupalılar bunun için can atıyorlar. İstersek ülkemize milyonlar kazandırırız. Haberimiz yok..."
Söz açılmışken Sedat Kandemir diğer örnekleri sıralıyor. "Bizim ülkede mercan çıkmaz derler. Yanlış, Türkiye'de siyah mercan çıkıyor üstelik. Balıkçılar bunları italyanlara çok ucuz paralara satıyorlar. Yine bütün dünyanın bizden aldığı borasit kristalleri ve Şark zümrütü... Onlar bize gramla satıyor, biz onlara kürekle..."" Türkiye'de yarı değerli taşlara olan " dğersiz taklaşımı" böyle dile getiriyor kandemir.
Plağı tersine çevirelim şimdi. Almanya'da 30 katlı bir bina. Her katı uzmanlar denetiminde laboratuvarlara tahsis edilmiş. Binbir çeşit taşlarla dolu odalar; odalar içinde değer biçme aletleri... Burası bir taş borsası... Amacı başta Türkiye de olmak üzere dünyanın bir çok yerinden değerli, yarı değerli taşları toplayarak, işlemek ve perakende satmak...
"Kayağan" yada "arduvaz" Belçikalıların yapılarda kullandıkları ve Türkiye'den sürekli aldıkları bir taş. Karadenizliler evlerin damlarına koyuyorlar Yine Türkiye'den en çok giden taş bazalt. Avrupalılar bunu yün ve kumaş sanayide kullanıyorlar. Osmanlı döneminde İngilizler, Türkiye'de Afyon-Eskişehir arasından çuvallarla yakut götürmüşler. Ama borçlarını hiçbir zaman ödememişler.
Örnekler çok, Son olarak Amerikalılara "göktaşı" satan Kandemir, kraterlerin kenarında binlerce göktaşı olduğunu söylüyor. Amerikalılar ise kendi topraklarında büyüteçle arıyormuş. Ceviz büyüklüğünde bir götaşının 500 dolara satıldığı Amerika'da bu işin reklam sloganını da bulmuşlar :"Başka bir dünyayı avucunuzda tutmak istermisini?.."
"Herkes bakar ama göremez. Problem burada başlıyor" diyor Kandemir. Geçen senelerden birinde STFA ve Borusan'ın "Granit yok" diye rapor verdikleri bölgeden kepçeyle granik yatağı çıkarmış. Sedat KAndemir'e göre, taşlardan anlayan uzmanların olmayışı, olanların da yeterli araştırmalara yönelmemeleri, ülkemizin bu doğal zenginliğinin sağlıklı değerlendirilmesini engelliyor.
Ayağına botlarını giyip aletlerini sırtına yükler yüklemez yolculuğuna başlıyor 64 uaşındaki taşbilimci. Gençleri kıskandıracak enerjisi de taşlardan aşdığını söylüyor. En uğurlu taşları fosilli agat ve kristal kuarz. Kan düzenliyor tansiyona iyi geliyorlarmış. İşin psikolojik olduğunu kabul etmiyor. İçindeki enerjiye bağlıyor herşeyi.
Şuan en büyük piyasaya, ileti teknolojileri sayesinde Japonlar sahip. Türkiye'den izinli yada izinsiz taş ve özellikle fosil götüren Japonlar, bunun karşılığında çok cüzi paralar ödüyorlarmış. Sedat Kandemir, Japonların topraklarımızı adeta talan ettiklerini de söylüyor: "Bir gün Ankara'nın 60 kilometre batısında bir vadiye indim. Baktım japonlar bölgeyi tel örgü içerisine almışlar. Köylülere, muhtara sordum. Yağmur yağdığı zaman gelip birşeyler topluyorlar dediler. Topladıkları en eski fosiller. Ancak yağmur yapdığı zaman toprak üzerine çıkarlar" Bu kaçaların önüne geçmek ya da tahriplerin önlenmesi konusunda Kültür Bakanlığına bir kaç kez başvuruda bulunmuş Sedat Kandemir. Ancak sonuç alamamış... Milyonlarca yılda oluşan fosil yataklarında en zengin bölgeler Haymana ve Bilecik-Bursa güzergahı. Tabi altın üzerine resmettiği bitkilere, su sineklerine, balıklara, deniz yıldızlarına dünya paha biçemiyor. Ya biz?.. "Ne alıcısı var nede meraklısı. Onların durumu içler acısı. Ülkemizi bu konuda işlenmemiş cevher. Bu da en çok bu ürünlerin ucuz alıcısı Japonların ve diğer turistlerin işine geliyor".
Taş aramaya, toplamaya, fosil çıkarmaya devam edecek Sedat Kandemir. Yaşına hiç aldırmıyor. "Hücrelerim yaşlanabilir ama beynim asla. Ben, bütün insanlar tabiatın ürünüyüz. Hayatta tabiattan daha büyük bir usta yok. Bu büyük ustayı tanıdıkça insan çok daha dayanıklı, sağlıklı, günden güne dinç hissediyor kendini..."
Mesleğini yanında yetişen torunu Mert'e bırakacak Sedat Kandemir. Ama bütün isteği bu mirastan herkesin yararlanması. Onun iyi niyeti bu, ama acaba taşların dilinden anlayanlar varmı?... Röportaj ( Müge DAĞISTANLI ) Fotoğraf: ( HALUK ÖZÖZLÜ ) |
|
|
|
|
|
|
|
|
-
Yeni Çakra Kolyeleri Gelmiştir
Mağazamıza yeni çakra kolyeleri gelmiştir.
|
|
| |
ALIŞ |
SATIŞ |
| DOLAR |
1.8236 |
1.8324 |
| EURO |
2.3158 |
2.3270 |
| STERLIN |
2.8814 |
2.8965 |
|
|
| |
|